ÖNEMLİDİR - LÜTFEN OKUYUNUZ
Selamlar ben Ferdi Korkmaz, Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Herkesin Arapça öğrenmesi mümkün olmadığından çoğunlukla sureler Türkçe yazılıştan ezberlenmektedir. Bu da bir çok yanlış okumaya sebep olmaktadır. Surelerin Türkçe yazılışlarını Türkçeye en yakın olabilecek şekilde çevirmeye çalıştım. Lütfen her harf nasıl yazıldıysa yazıldığı gibi okumaya özen gösteriniz. Türkçe yazılıştan okurken ses ile takip ederek okumaya çalışırsanız daha doğru şekilde öğrenmiş olursunuz.
Bu videoyu hazırlarken çok fazla ayrıntıya dikkat ederek hazırladım. Bu videoyu lütfen paylaşın. Eşiniz ve çocuğunuza izletin yanlışları var ise düzeltmesine vesile olmuş olun. Mutlaka herkesin yanlış okuduğu bir yer vardır. Kendinizi bu video sayesinde test etmiş olun.
Tekrardan Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Teşekkürler...

Mutaffifin Suresi Elmalılı Hamdi Yazır Meali (Mutaffifîn Sûresî)

وَيْلٌ لِلْمُطَفِّفِينَ. (١)

1-) Eksik ölçüp tartanların vay haline!

الَّذِينَ إِذَا اكْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ. (٢)

2-) Onlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler.

وَإِذَا كَالُوهُمْ أَوْ وَزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ. (٣)

3-) Kendileri başkalarına bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik ölçer ve tartarlar.

أَلَا يَظُنُّ أُولَئِكَ أَنَّهُمْ مَبْعُوثُونَ. (٤)

4-) Onlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı?

لِيَوْمٍ عَظِيمٍ. (٥)

5-) Büyük bir gün için.

يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ. (٦)

6-) Öyle bir gün ki, insanlar o gün Rabblerinin huzurunda divan duracaklar.

كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الْفُجَّارِ لَفِي سِجِّينٍ. (٧)

7-) Hayır hayır, kötülerin yazısı muhakkak Siccin'dedir.

وَمَا أَدْرَاكَ مَا سِجِّينٌ. (٨)

8-) Bildin mi sen, Siccin nedir?

كِتَابٌ مَرْقُومٌ. (٩)

9-) Yazılmış bir kitaptır o.

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ. (١٠)

10-) Vay haline yalanlayanların o gün!

الَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ الدِّينِ. (١١)

11-) Onlar ceza gününü yalanlayanlardır.

وَمَا يُكَذِّبُ بِهِ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ. (١٢)

12-) Onu ancak sınırı aşan ve günaha düşkün olanlar yalanlar.

إِذَا تُتْلَى عَلَيْهِ آيَاتُنَا قَالَ أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ. (١٣)

13-) Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, "eskilerin masalları" der.

كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ. (١٤)

14-) Hayır hayır, öyle değil. Aksine onların kazandığı günahlar kalplerinin üzerine pas olmuştur.

كَلَّا إِنَّهُمْ عَنْ رَبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَمَحْجُوبُونَ. (١٥)

15-) Hayır hayır, doğrusu onlar o gün Rablerini görmekten mahrumdurlar.

ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُو الْجَحِيمِ. (١٦)

16-) Sonra onlar muhakkak cehenneme girecekler.

ثُمَّ يُقَالُ هَذَا الَّذِي كُنْتُمْ بِهِ تُكَذِّبُونَ. (١٧)

17-) Sonra da onlara: "İşte bu, yalanlayıp durduğunuz şeydir" denilecek.

كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الْأَبْرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ. (١٨)

18-) Hayır hayır, iyilerin yazısı muhakkak Illiyyîn'dedir.

وَمَا أَدْرَاكَ مَا عِلِّيُّونَ. (١٩)

19-) Bildin mi sen, Illiyyîn nedir?

كِتَابٌ مَرْقُومٌ. (٢٠)

20-) Yazılmış bir kitaptır o.

يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَ. (٢١)

21-) Allah'a yaklaştırılmış melekler ona tanık olurlar.

إِنَّ الْأَبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ. (٢٢)

22-) Haberiniz olsun ki, iyiler nimet içindedir.

عَلَى الْأَرَائِكِ يَنْظُرُونَ. (٢٣)

23-) Tahtlar üzerinde etrafa bakarlar.

تَعْرِفُ فِي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّعِيمِ. (٢٤)

24-) Yüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün.

يُسْقَوْنَ مِنْ رَحِيقٍ مَخْتُومٍ. (٢٥)

25-) Onlara damgalı saf bir içki sunulur.

خِتَامُهُ مِسْكٌ وَفِي ذَلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ. (٢٦)

26-) Onun sonu misktir. İşte ona imrensin artık imrenenler.

وَمِزَاجُهُ مِنْ تَسْنِيمٍ. (٢٧)

27-) Karışımı Tesnim'dendir (En üstün cennet şarabındandır).

عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا الْمُقَرَّبُونَ. (٢٨)

28-) Allah'a yakın olanların içecekleri bir kaynaktır o.

إِنَّ الَّذِينَ أَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا يَضْحَكُونَ. (٢٩)

29-) Doğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı.

وَإِذَا مَرُّوا بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ. (٣٠)

30-) Onlara uğradıkları vakit birbirlerine göz kırpıyorlardı.

وَإِذَا انْقَلَبُوا إِلَى أَهْلِهِمُ انْقَلَبُوا فَكِهِينَ. (٣١)

31-) Evlerine döndükleri zaman zevklenerek dönüyorlardı.

وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوا إِنَّ هَؤُلَاءِ لَضَالُّونَ. (٣٢)

32-) Müminleri gördükleri vakit; "işte bunlar sapıklar" diyorlardı.

وَمَا أُرْسِلُوا عَلَيْهِمْ حَافِظِينَ. (٣٣)

33-) Oysa onlar müminler üzerine bekçi olarak gönderilmemişlerdi.

فَالْيَوْمَ الَّذِينَ آمَنُوا مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ. (٣٤)

34-) İşte bugün de inananlar kâfirlere gülecek.

عَلَى الْأَرَائِكِ يَنْظُرُونَ. (٣٥)

35-) Koltuklar üzerinde etrafa bakacaklar.

هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ. (٣٦)

36-) Nasıl, kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı?

Diğer Sitelerimiz



Arapça Latin harf Arapça okumada zorluk çekenlere kolaylık olması açısından konulmuştur. En kısa zamanda ses dosyaları da eklenecektir.

İletişim