ÖNEMLİDİR - LÜTFEN OKUYUNUZ
Selamlar ben Ferdi Korkmaz, Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Herkesin Arapça öğrenmesi mümkün olmadığından çoğunlukla sureler Türkçe yazılıştan ezberlenmektedir. Bu da bir çok yanlış okumaya sebep olmaktadır. Surelerin Türkçe yazılışlarını Türkçeye en yakın olabilecek şekilde çevirmeye çalıştım. Lütfen her harf nasıl yazıldıysa yazıldığı gibi okumaya özen gösteriniz. Türkçe yazılıştan okurken ses ile takip ederek okumaya çalışırsanız daha doğru şekilde öğrenmiş olursunuz.
Bu videoyu hazırlarken çok fazla ayrıntıya dikkat ederek hazırladım. Bu videoyu lütfen paylaşın. Eşiniz ve çocuğunuza izletin yanlışları var ise düzeltmesine vesile olmuş olun. Mutlaka herkesin yanlış okuduğu bir yer vardır. Kendinizi bu video sayesinde test etmiş olun.
Tekrardan Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Teşekkürler...

Kıyame Suresi Elmalılı Hamdi Yazır Meali (Kıyâme Sûresî)

لَا أُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيَامَةِ. (١)

1-) Hayır, yemin ederim o kıyamet gününe.

وَلَا أُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ. (٢)

2-) Yine hayır, yemin ederim o sürekli kendini kınayan nefse.

أَيَحْسَبُ الْإِنْسَانُ أَلَّنْ نَجْمَعَ عِظَامَهُ. (٣)

3-) İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor?

بَلَى قَادِرِينَ عَلَى أَنْ نُسَوِّيَ بَنَانَهُ. (٤)

4-) Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.

بَلْ يُرِيدُ الْإِنْسَانُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُ. (٥)

5-) Fakat insan günahı devam ettirmek ister.

يَسْأَلُ أَيَّانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ. (٦)

6-) O kıyamet günü ne zaman? diye sorar.

فَإِذَا بَرِقَ الْبَصَرُ. (٧)

7-) Ne zaman ki o göz şimşek çakar,

وَخَسَفَ الْقَمَرُ. (٨)

8-) Ay tutulur,

وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ. (٩)

9-) Güneş ve ay toplanır,

يَقُولُ الْإِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ الْمَفَرُّ. (١٠)

10-) İşte o gün insan, "kaçacak yer neresi?" der.

كَلَّا لَا وَزَرَ. (١١)

11-) Hayır, hayır, yok bir siper.

إِلَى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمُسْتَقَرُّ. (١٢)

12-) O gün varılıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur.

يُنَبَّأُ الْإِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ. (١٣)

13-) O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.

بَلِ الْإِنْسَانُ عَلَى نَفْسِهِ بَصِيرَةٌ. (١٤)

14-) Doğrusu insan kendi nefsini görür,

وَلَوْ أَلْقَى مَعَاذِيرَهُ. (١٥)

15-) Bir takım özürler ortaya atsa da.

لَا تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ. (١٦)

16-) Onu hemen okumak için dilini depretme.

إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآنَهُ. (١٧)

17-) Kuşkusuz onu toplamak ve okumak bize aittir.

فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآنَهُ. (١٨)

18-) O halde biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et.

ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ. (١٩)

19-) Sonra onu açıklamak da bize aittir.

كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ. (٢٠)

20-) Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da

وَتَذَرُونَ الْآخِرَةَ. (٢١)

21-) Ahireti bırakıyorsunuz.

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌ. (٢٢)

22-) Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar.

إِلَى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ. (٢٣)

23-) Rabbine bakar.

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌ. (٢٤)

24-) Yüzler de var ki o gün asıktır.

تَظُنُّ أَنْ يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ. (٢٥)

25-) Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır.

كَلَّا إِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِيَ. (٢٦)

26-) Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır,

وَقِيلَ مَنْ رَاقٍ. (٢٧)

27-) "Tedavi edebilecek kimdir?" denilir.

وَظَنَّ أَنَّهُ الْفِرَاقُ. (٢٨)

28-) Can çekişen bunun o ayrılık anı olduğunu anlar.

وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِ. (٢٩)

29-) Bacak bacağa dolaşır..

إِلَى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمَسَاقُ. (٣٠)

30-) İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir.

فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّى. (٣١)

31-) Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı.

وَلَكِنْ كَذَّبَ وَتَوَلَّى. (٣٢)

32-) Fakat yalanladı ve döndü.

ثُمَّ ذَهَبَ إِلَى أَهْلِهِ يَتَمَطَّى. (٣٣)

33-) Sonra da çalım sata sata ailesine gitti.

أَوْلَى لَكَ فَأَوْلَى. (٣٤)

34-) Gerektir o bela sana, gerek.

ثُمَّ أَوْلَى لَكَ فَأَوْلَى. (٣٥)

35-) Evet, gerektir o bela sana gerek.

أَيَحْسَبُ الْإِنْسَانُ أَنْ يُتْرَكَ سُدًى. (٣٦)

36-) İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır?

أَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِنْ مَنِيٍّ يُمْنَى. (٣٧)

37-) O, dökülen erlik suyundan bir damla (sperm) değil miydi?

ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوَّى. (٣٨)

38-) Sonra bir aleka (embriyon) oldu da Rabbi onu biçime koydu, sonra şekil verdi.

فَجَعَلَ مِنْهُ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْأُنْثَى. (٣٩)

39-) Ondan da iki cinsi; erkek ve dişiyi var etti.

أَلَيْسَ ذَلِكَ بِقَادِرٍ عَلَى أَنْ يُحْيِيَ الْمَوْتَى. (٤٠)

40-) Peki, bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?

Diğer Sitelerimiz



Arapça Latin harf Arapça okumada zorluk çekenlere kolaylık olması açısından konulmuştur. En kısa zamanda ses dosyaları da eklenecektir.

İletişim