Büruc Suresi Elmalılı Hamdi Yazır Meali (Bürûc Sûresî)

وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِ. (١)

1-) Burçlar sahibi gökyüzüne,

وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِ. (٢)

2-) Vaad olunan o güne,

وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ. (٣)

3-) Şahitlik edene ve edilene andolsun ki,

قُتِلَ أَصْحَابُ الْأُخْدُودِ. (٤)

4-) Kahroldu o hendeğin sahipleri,

النَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِ. (٥)

5-) O çıralı ateşin,

إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ. (٦)

6-) Hani o ateşin başına oturmuşlar,

وَهُمْ عَلَى مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ. (٧)

7-) Müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ إِلَّا أَنْ يُؤْمِنُوا بِاللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ. (٨)

8-) Müminlere kızmalarının sebebi de, onların yalnız çok güçlü ve övgüye lâyık olan Allah'a iman etmeleri idi.

الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ. (٩)

9-) O Allah ki, göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur ve Allah her şeye şahittir.

إِنَّ الَّذِينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَرِيقِ. (١٠)

10-) İnanan erkek ve kadınlara işkence yapıp sonra da tevbe etmeyenlere cehennem azabı ve yangın azabı vardır.

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْكَبِيرُ. (١١)

11-) İnanan ve iyi amel yapanlar için de altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş odur.

إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ. (١٢)

12-) Kuşkusuz Rabbinin yakalaması serttir.

إِنَّهُ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ. (١٣)

13-) Yoktan o yaratır ve tekrar o diriltir.

وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُ. (١٤)

14-) Bununla beraber çok bağışlayandır, çok sevendir.

ذُو الْعَرْشِ الْمَجِيدُ. (١٥)

15-) Arş'ın sahibidir, yücedir.

فَعَّالٌ لِمَا يُرِيدُ. (١٦)

16-) Dilediğini yapandır.

هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْجُنُودِ. (١٧)

17-) O orduların kıssası sana geldi mi?

فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ. (١٨)

18-) Yani Firavun ve Semud'un?

بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي تَكْذِيبٍ. (١٩)

19-) Fakat o inkarcılar hâlâ bir yalanlama içinde.

وَاللَّهُ مِنْ وَرَائِهِمْ مُحِيطٌ. (٢٠)

20-) Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır.

بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَجِيدٌ. (٢١)

21-) Hayır o şerefli bir Kur'ân'dır.

فِي لَوْحٍ مَحْفُوظٍ. (٢٢)

22-) Levh-i Mahfuz'dadır.

Diğer Sitelerimiz



Arapça Latin harf Arapça okumada zorluk çekenlere kolaylık olması açısından konulmuştur. En kısa zamanda ses dosyaları da eklenecektir.

İletişim