Müddessir Suresi Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Müddessir Suresi / 1

١. يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ

Ey örtüsüne bürünen (Peygamber)!

Müddessir Suresi / 2

٢. قُمْ فَأَنْذِرْ

Kalk artık uyar.

Müddessir Suresi / 3

٣. وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ

Sadece Rabbini yücelt.

Müddessir Suresi / 4

٤. وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ

Elbiseni temizle.

Müddessir Suresi / 5

٥. وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْ

Pislikten sakın.

Müddessir Suresi / 6

٦. وَلَا تَمْنُنْ تَسْتَكْثِرُ

Yaptığını çok görerek başa kakma.

Müddessir Suresi / 7

٧. وَلِرَبِّكَ فَاصْبِرْ

Rabbin için sabret.

Müddessir Suresi / 8

٨. فَإِذَا نُقِرَ فِي النَّاقُورِ

O sûra üflendiği zaman,

Müddessir Suresi / 9

٩. فَذَلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ

İşte o gün pek zorlu bir gündür.

Müddessir Suresi / 10

١٠. عَلَى الْكَافِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ

Kâfirler için hiç kolay değildir.

Müddessir Suresi / 11

١١. ذَرْنِي وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا

Tek olarak yarattığım o kimseyi bana bırak.

Müddessir Suresi / 12

١٢. وَجَعَلْتُ لَهُ مَالًا مَمْدُودًا

Hem ona bol servet verdim.

Müddessir Suresi / 13

١٣. وَبَنِينَ شُهُودًا

Hem göz önünde oğullar verdim.

Müddessir Suresi / 14

١٤. وَمَهَّدْتُ لَهُ تَمْهِيدًا

Hem ona büyük imkânlar sağladım.

Müddessir Suresi / 15

١٥. ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ

Sonra da şiddetle arzu eder ki daha da artırayım.

Müddessir Suresi / 16

١٦. كَلَّا إِنَّهُ كَانَ لِآيَاتِنَا عَنِيدًا

Hayır, çünkü o bizim âyetlerimize karşı bir inatçı kesildi.

Müddessir Suresi / 17

١٧. سَأُرْهِقُهُ صَعُودًا

Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.

Müddessir Suresi / 18

١٨. إِنَّهُ فَكَّرَ وَقَدَّرَ

Çünkü o bir düşündü, ölçtü, biçti.

Müddessir Suresi / 19

١٩. فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.

Müddessir Suresi / 20

٢٠. ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti.

Müddessir Suresi / 21

٢١. ثُمَّ نَظَرَ

Sonra baktı.

Müddessir Suresi / 22

٢٢. ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ

Sonra kaşını çattı, surat astı.

Müddessir Suresi / 23

٢٣. ثُمَّ أَدْبَرَ وَاسْتَكْبَرَ

Sonra arkasını döndü ve büyüklük tasladı.

Müddessir Suresi / 24

٢٤. فَقَالَ إِنْ هَذَا إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ

"Bu, dedi, başka değil öğretilegelen bir sihirdir."

Müddessir Suresi / 25

٢٥. إِنْ هَذَا إِلَّا قَوْلُ الْبَشَرِ

"Bu, sadece bir insan sözüdür."

Müddessir Suresi / 26

٢٦. سَأُصْلِيهِ سَقَرَ

Ben onu Sekar'a (cehenneme) sokacağım.

Müddessir Suresi / 27

٢٧. وَمَا أَدْرَاكَ مَا سَقَرُ

Bilir misin sen, nedir o sekar?

Müddessir Suresi / 28

٢٨. لَا تُبْقِي وَلَا تَذَرُ

Ne geriye bir şey kor, ne bırakır.

Müddessir Suresi / 29

٢٩. لَوَّاحَةٌ لِلْبَشَرِ

Durmadan derileri kavurur.

Müddessir Suresi / 30

٣٠. عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ

Üzerinde ondokuz (melek) vardır.

Müddessir Suresi / 31

٣١. وَمَا جَعَلْنَا أَصْحَابَ النَّارِ إِلَّا مَلَائِكَةً وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِلَّذِينَ كَفَرُوا لِيَسْتَيْقِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذِينَ آمَنُوا إِيمَانًا وَلَا يَرْتَابَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَ وَلِيَقُولَ الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْكَافِرُونَ مَاذَا أَرَادَ اللَّهُ بِهَذَا مَثَلًا كَذَلِكَ يُضِلُّ اللَّهُ مَنْ يَشَاءُ وَيَهْدِي مَنْ يَشَاءُ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ وَمَا هِيَ إِلَّا ذِكْرَى لِلْبَشَرِ

Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.

Müddessir Suresi / 32

٣٢. كَلَّا وَالْقَمَرِ

Hayır, andolsun aya,

Müddessir Suresi / 33

٣٣. وَاللَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ

Döndüğü an o geceye,

Müddessir Suresi / 34

٣٤. وَالصُّبْحِ إِذَا أَسْفَرَ

Ve açtığı sıra o sabaha.

Müddessir Suresi / 35

٣٥. إِنَّهَا لَإِحْدَى الْكُبَرِ

Kuşkusuz o Sekar, büyük belalardan biridir.

Müddessir Suresi / 36

٣٦. نَذِيرًا لِلْبَشَرِ

Uyarmak için insanları..

Müddessir Suresi / 37

٣٧. لِمَنْ شَاءَ مِنْكُمْ أَنْ يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ

İçinizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri..

Müddessir Suresi / 38

٣٨. كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ

Her nefis kendi kazancına bağlıdır.

Müddessir Suresi / 39

٣٩. إِلَّا أَصْحَابَ الْيَمِينِ

Ancak amel defterleri sağından verilenler hariç.

Müddessir Suresi / 40

٤٠. فِي جَنَّاتٍ يَتَسَاءَلُونَ

Onlar cennettedirler, sorup dururlar.

Müddessir Suresi / 41

٤١. عَنِ الْمُجْرِمِينَ

Suçluların durumunu.

Müddessir Suresi / 42

٤٢. مَا سَلَكَكُمْ فِي سَقَرَ

"Nedir sizi Sekar'a sokan?" diye.

Müddessir Suresi / 43

٤٣. قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ

Suçlular der ki: "Biz namaz kılanlardan değildik."

Müddessir Suresi / 44

٤٤. وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكِينَ

"Yoksula da yedirmezdik."

Müddessir Suresi / 45

٤٥. وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَائِضِينَ

"Boş şeylere dalanlarla dalar giderdik."

Müddessir Suresi / 46

٤٦. وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدِّينِ

"Ceza gününü yalanlardık."

Müddessir Suresi / 47

٤٧. حَتَّى أَتَانَا الْيَقِينُ

"Nihayet bize ölüm gelip çattı."

Müddessir Suresi / 48

٤٨. فَمَا تَنْفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعِينَ

Artık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez.

Müddessir Suresi / 49

٤٩. فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ

Şimdi o Kur'ân'dan yüz çevirirlerken ne mazeretleri var?

Müddessir Suresi / 50

٥٠. كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُسْتَنْفِرَةٌ

Sanki onlar ürkmüş yaban eşekleri.

Müddessir Suresi / 51

٥١. فَرَّتْ مِنْ قَسْوَرَةٍ

Arslandan kaçmaktalar.

Müddessir Suresi / 52

٥٢. بَلْ يُرِيدُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ أَنْ يُؤْتَى صُحُفًا مُنَشَّرَةً

Hayır, onlardan her kişi kendisine açılmış sayfalar verilmesini istiyor.

Müddessir Suresi / 53

٥٣. كَلَّا بَلْ لَا يَخَافُونَ الْآخِرَةَ

Yok, yok onlar ahiretten korkmuyorlar.

Müddessir Suresi / 54

٥٤. كَلَّا إِنَّهُ تَذْكِرَةٌ

Hayır, hayır, O kur'ân kuşkusuz bir öğüttür.

Müddessir Suresi / 55

٥٥. فَمَنْ شَاءَ ذَكَرَهُ

Dileyen onu düşünür.

Müddessir Suresi / 56

٥٦. وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ هُوَ أَهْلُ التَّقْوَى وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ

Bununla beraber Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Koruyacak da O'dur, bağışlayacak da.


Arapça Latin harf Arapça okumada zorluk çekenlere kolaylık olması açısından konulmuştur. En kısa zamanda ses dosyalarıda eklenecektir. Sesli şekilde dinleyip ezber yapabilir yada eksiklerinizi tamamlayabilirsiniz.