İnsan Suresi (İnsan Sûresî) okunuşu ve anlamı

İnsan Suresi / 1

هَلْ أَتَى عَلَى الْإِنْسَانِ حِينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْئًا مَذْكُورًا

Diyanet: İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.

Diyanet Vakfı: İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?

E. Hamdi Yazır: Gerçekten insan üzerine dehirden (zamandan) öyle bir müddet geldi ki o zaman o, anılmaya değer bir şey değildi.

İnsan Suresi / 2

إِنَّا خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ أَمْشَاجٍ نَبْتَلِيهِ فَجَعَلْنَاهُ سَمِيعًا بَصِيرًا

Diyanet: Şüphesiz biz insanı, karışım hâlindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.

Diyanet Vakfı: Gerçek şu ki, biz insanı katışık bir nutfeden (erkek ve kadının dölünden) yarattık; onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık.

E. Hamdi Yazır: Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık.

İnsan Suresi / 3

إِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا

Diyanet: Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder.

Diyanet Vakfı: Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.

E. Hamdi Yazır: Kuşkusuz biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör.

İnsan Suresi / 4

إِنَّا أَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ سَلَاسِلَ وَأَغْلَالًا وَسَعِيرًا

Diyanet: Şüphesiz biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.

Diyanet Vakfı: Doğrusu biz, kâfirler için zincirler; demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.

E. Hamdi Yazır: Çünkü biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır.

İnsan Suresi / 5

إِنَّ الْأَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِنْ كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا

Diyanet: İyiler ise, katkısı kâfur olan içecekler dolu bir kadehten içerler.

Diyanet Vakfı: İyiler ise, kâfûr katılmış bir kadehten (cennet şarabı) içerler.

E. Hamdi Yazır: Kuşkusuz iyiler de karışımı kâfûr olan dolgun bir kadehten içerler.

İnsan Suresi / 6

عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ اللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجِيرًا

Diyanet: Bir pınar ki Allah'ın kulları ondan içer, onu (istedikleri şekilde) fışkırtıp akıtırlar.

Diyanet Vakfı: (Bu,) Allah'ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır.

E. Hamdi Yazır: Bir kaynak ki ondan Allah'ın kulları içerler, güzel yollar açarak akıtırlar onu.

İnsan Suresi / 7

يُوفُونَ بِالنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُ مُسْتَطِيرًا

Diyanet: O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar.

Diyanet Vakfı: O kullar, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler.

E. Hamdi Yazır: O kullar adaklarını yerine getirirler ve fenalığı salgın (olan) bir günden korkarlar.

İnsan Suresi / 8

وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلَى حُبِّهِ مِسْكِينًا وَيَتِيمًا وَأَسِيرًا

Diyanet: Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.

Diyanet Vakfı: Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler.

E. Hamdi Yazır: Düşküne, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler.

İnsan Suresi / 9

إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنْكُمْ جَزَاءً وَلَا شُكُورًا

Diyanet: (Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz."

Diyanet Vakfı: "Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz."

E. Hamdi Yazır: "Size sırf Allah rızası için yemek yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz."

İnsan Suresi / 10

إِنَّا نَخَافُ مِنْ رَبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًا قَمْطَرِيرًا

Diyanet: "Çünkü biz, asık suratlı, çetin bir günden (o günün azabından dolayı) Rabbimizden korkarız."

Diyanet Vakfı: "Biz, çetin ve belâlı bir günde Rabbimizden (O'nun azabına uğramaktan) korkarız" (derler).

E. Hamdi Yazır: "Biz sert ve belalı bir günde Rabbimizden korkarız." derler.

İnsan Suresi / 11

فَوَقَاهُمُ اللَّهُ شَرَّ ذَلِكَ الْيَوْمِ وَلَقَّاهُمْ نَضْرَةً وَسُرُورًا

Diyanet: Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç verir.

Diyanet Vakfı: İşte bu yüzden Allah onları o günün fenalığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir.

E. Hamdi Yazır: Allah da onları o günün fenalığından korur, yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir.

İnsan Suresi / 12

وَجَزَاهُمْ بِمَا صَبَرُوا جَنَّةً وَحَرِيرًا

Diyanet: Sabretmelerine karşılık da onları cennet ve ipek(ten giysiler) ile mükâfatlandırır.

Diyanet Vakfı: Sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve (cennetteki) ipekleri lütfeder.

E. Hamdi Yazır: Sabırlarına karşılık onlara bir cennet ve ipekten elbiseler verir.

İnsan Suresi / 13

مُتَّكِئِينَ فِيهَا عَلَى الْأَرَائِكِ لَا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرِيرًا

Diyanet: Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. Orada ne güneş (yakıcı sıcak) görürler, ne de dondurucu soğuk.

Diyanet Vakfı: Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk.

E. Hamdi Yazır: Orada donatılmış koltuklar üzerine dayanmışlardır: Orada ne yakıcı güneş görürler, ne de şiddetli soğuk.

İnsan Suresi / 14

وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَالُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلِيلًا

Diyanet: Üzerlerine cennetin gölgeleri sarkmış, cennetin meyveleri (kolayca alınacak şekilde) yakınlaştırılarak hazırlanmıştır.

Diyanet Vakfı: (Cennet ağaçlarının) gölgeleri, üzerlerine sarkar; kolayca koparılabilen meyveleri istifadelerine sunulur.

E. Hamdi Yazır: Üzerlerine cennet gölgeleri sarkmış, meyveleri bol bol önlerine konmuştur.

İnsan Suresi / 15

وَيُطَافُ عَلَيْهِمْ بِآنِيَةٍ مِنْ فِضَّةٍ وَأَكْوَابٍ كَانَتْ قَوَارِيرَا

Diyanet: Etraflarında gümüş kaplar, şeffaf kadehler dolaştırılır.

Diyanet Vakfı: Yanlarında gümüşten kaplar ve billûr kupalar dolaştırılır.

E. Hamdi Yazır: Yanlarında gümüşten kaplar, billur kupalar dolaştırılır.

İnsan Suresi / 16

قَوَارِيرَ مِنْ فِضَّةٍ قَدَّرُوهَا تَقْدِيرًا

Diyanet: Gümüşten billur kaplar ki, onları (ihtiyaca göre) ölçüp düzenlemişlerdir.

Diyanet Vakfı: Gümüşten öyle kadehler ki onları istedikleri ölçüde tayin ve takdir etmişlerdir.

E. Hamdi Yazır: Gümüşten öyle kadehler ki onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır.

İnsan Suresi / 17

وَيُسْقَوْنَ فِيهَا كَأْسًا كَانَ مِزَاجُهَا زَنْجَبِيلًا

Diyanet: Orada kendilerine, katkısı zencefil olan içecekle dolu bir kâseden içirilir.

Diyanet Vakfı: Onlara orada bir kâseden içirilir ki (bu şarabın) karışımında zencefil vardır.

E. Hamdi Yazır: Onlara orada bir dolu kadeh sunulur ki, karışımı zencefildir.

İnsan Suresi / 18

عَيْنًا فِيهَا تُسَمَّى سَلْسَبِيلًا

Diyanet: Orada bir pınar ki ona "selsebil" adı verilir.

Diyanet Vakfı: (Bu şarap) orada bir pınardandır ki adına Selsebîl denir.

E. Hamdi Yazır: Bu orada bir pınardır ki, adına "selsebil" derler.

İnsan Suresi / 19

وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ إِذَا رَأَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤًا مَنْثُورًا

Diyanet: Çevrelerinde, gördüğünde saçılmış inciler sanacağın, hep aynı gençlik ve güzellikte kalacak hizmetçiler dolaşır.

Diyanet Vakfı: O insanların etrafında öyle ölümsüz genç nedîmler dolaşır ki, onları gördüğünde, etrafa saçılıp dağılmış inciler sanırsın.

E. Hamdi Yazır: Etraflarında ölümsüz hizmetçiler dolaşır, onları görünce saçılmış inciler sanırsın.

İnsan Suresi / 20

وَإِذَا رَأَيْتَ ثَمَّ رَأَيْتَ نَعِيمًا وَمُلْكًا كَبِيرًا

Diyanet: Orada, görünce (sonsuz) nimetler ve büyük bir mülk (hükümranlık) görürsün.

Diyanet Vakfı: Ne yana bakarsan bak, (yığınla) nimet ve ulu bir saltanat görürsün.

E. Hamdi Yazır: Orada nereye baksan bir nimet ve pek büyük bir mülk görürsün.

İnsan Suresi / 21

عَالِيَهُمْ ثِيَابُ سُنْدُسٍ خُضْرٌ وَإِسْتَبْرَقٌ وَحُلُّوا أَسَاوِرَ مِنْ فِضَّةٍ وَسَقَاهُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًا طَهُورًا

Diyanet: Üstlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüş bileziklerle süsleneceklerdir. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirecektir.

Diyanet Vakfı: Üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır; gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirir.

E. Hamdi Yazır: Üstlerinde zarif ve yeşil, kalın ipekten bir elbise vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir.

İnsan Suresi / 22

إِنَّ هَذَا كَانَ لَكُمْ جَزَاءً وَكَانَ سَعْيُكُمْ مَشْكُورًا

Diyanet: Onlara şöyle denecektir: "Şüphesiz bu sizin için bir mükâfattır. Çalışma ve çabanız makbul görülmüştür."

Diyanet Vakfı: (Onlara şöyle denir:) Bu, sizin için bir mükâfattır. Sizin gayretiniz karşılığını bulmuştur.

E. Hamdi Yazır: (Onlara şöyle denir): "İşte bu sizin bir mükâfatınızdı. Gayretiniz karşılığını bulmuştur."

İnsan Suresi / 23

إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْآنَ تَنْزِيلًا

Diyanet: Şüphe yok ki, Kur'an'ı sana elbette biz indirdik biz.

Diyanet Vakfı: (Resûlüm!) Kur'an'ı sana biz, evet biz indirdik.

E. Hamdi Yazır: Kur'ân'ı sana kısım kısım biz indirdik biz.

İnsan Suresi / 24

فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ آثِمًا أَوْ كَفُورًا

Diyanet: O hâlde, Rabbinin hükmüne sabret. Onlardan hiçbir günahkâra ve hiçbir nanköre itaat etme.

Diyanet Vakfı: Artık Rabbinin hükmüne (boyun eğip) sabret; onlardan hiçbir günahkâra, yahut hiçbir nanköre boyun eğme.

E. Hamdi Yazır: O halde Rabbinin hüküm vermesi için sabret. Onlardan hiçbir günahkâra yahut nanköre itaat etme.

İnsan Suresi / 25

وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَأَصِيلًا

Diyanet: Sabah akşam Rabbinin adını an.

Diyanet Vakfı: Sabah akşam Rabbinin ismini yâdet.

E. Hamdi Yazır: Sabahakşam Rabbinin ismini an.

İnsan Suresi / 26

وَمِنَ اللَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوِيلًا

Diyanet: Gecenin bir kısmında O'na secde et; geceleyin de O'nu uzun uzadıya tespih et.

Diyanet Vakfı: Gecenin bir kısmında O'na secde et; gecenin uzun bir bölümünde de O'nu tesbih et.

E. Hamdi Yazır: Gecenin bir bölümünde de O'na secde et (akşam ve yatsı namazlarını kıl). Hem de O'nu uzun bir gece tesbih et (teheccüd namazı kıl).

İnsan Suresi / 27

إِنَّ هَؤُلَاءِ يُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَاءَهُمْ يَوْمًا ثَقِيلًا

Diyanet: Şunlar (inanmayanlar) dünyayı tercih ediyorlar ve çetin bir günü arkalarına atıyorlar.

Diyanet Vakfı: Şu insanlar, çarçabuk geçen dünyayı seviyorlar da önlerindeki çetin bir günü (ahireti) ihmal ediyorlar.

E. Hamdi Yazır: Çünkü onlar bu dünyayı seviyorlar ve önlerindeki ağır bir günü arkaya atıyorlar.

İnsan Suresi / 28

نَحْنُ خَلَقْنَاهُمْ وَشَدَدْنَا أَسْرَهُمْ وَإِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَا أَمْثَالَهُمْ تَبْدِيلًا

Diyanet: Onları biz yarattık ve eklemlerini (birbirine) biz bağladık. Dilediğimizde (onları yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz.

Diyanet Vakfı: Onları biz yarattık; onların yaratılışını sapasağlam yaptık. Dilediğimizde (kendilerini yok eder) yerlerine benzerlerıni getiririz.

E. Hamdi Yazır: Onları biz yarattık ve mafsallarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz vakit de kılıklarını değiştiririz.

İnsan Suresi / 29

إِنَّ هَذِهِ تَذْكِرَةٌ فَمَنْ شَاءَ اتَّخَذَ إِلَى رَبِّهِ سَبِيلًا

Diyanet: İşte bu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine ulaştıran bir yol tutar.

Diyanet Vakfı: Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Aırtık dileyen Rabbine bir yol tutar.

E. Hamdi Yazır: İşte bu bir öğüttür. Dileyen Rabbine giden yolu tutar.

İnsan Suresi / 30

وَمَا تَشَاءُونَ إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا

Diyanet: Allah'ın dilemesi olmadıkça siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet Vakfı: Sizler ancak Rabbinizin dilemesi (izin vermesi) sayesinde (bir şeyi) dileyebilirsiniz. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

E. Hamdi Yazır: Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

İnsan Suresi / 31

يُدْخِلُ مَنْ يَشَاءُ فِي رَحْمَتِهِ وَالظَّالِمِينَ أَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

Diyanet: O, dilediği kimseyi rahmetine sokar. Zalimlere ise elem dolu bir azap hazırlamıştır.

Diyanet Vakfı: O, dilediğini rahmetine dahil eder. Zalimlere gelince, onlar için elem verici bir azap hazırlamıştır.

E. Hamdi Yazır: Allah dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere ise, acıklı bir azap hazırlamıştır.


Arapça Latin harf Arapça okumada zorluk çekenlere kolaylık olması açısından konulmuştur. En kısa zamanda ses dosyaları da eklenecektir.

İletişim